24 Mayıs 2011 Salı

BİN KİLOMETRELİK AŞK... KIRMIZI BEYAZ SEVDAM: SEBATSPOR‏


Kader maçını Adıyaman’da izleyenler arasında gerçek bir Akçaabatlı sevdalısı güzel sunucu bayan taraftar vardı. İşte o yürek AKÇAABAT SEBATSPOR’un küme düşüşüne şahit olurken hem maçın analizini hem de bölgede kanayan yaramız olan TERÖR'e çok farklı ve anlamlı bir bakış açısı çizdi.. Bu müthiş yazıyı zevkle okuyacaksınız…


 Sunucu ve Yazar
CANAN KALAYCIOĞLU’nun
MAKALESİ


Nasıl bir aşktı bu..

Ani bir kararla yola çıktık.

Kırmızı beyaz sevdamıza, destek olmak yaşanan onca talihsizliği sonlandırmaya, kümede kalmaya şahitlik yapmak için yola çıktık.


Bir puanla da olsa ligde kalıp bayram etmek istiyorduk. Yapılanlardan ders alıp bir sonraki sezona tecrübeleri aktarıp bir daha o günleri yaşamama adına destek için yola koyulduk..


Her mola verdiğimiz yerde Adıyaman’a, Sebat maçına gittiğimizi aslında beraberliğin bile bize yeteceğini Başkan ve takımın yanında olmak istediğimizi söyledik heyecanla.


Zor bir güzergah.. Memleketimin her yeri bir başka güzel.. Düşündüm öyle verimli topraklarımız var ki; Türkiye 10 değil. 100 Türkiye’ye ev sahipliği yapar.




Erzincan’ın tirit çorbasını, Malatya’nın kayısısını yedik.

Tunceli den Pülümür’den Şahin kayalıklarının arasından geçtik. Hiç tedirgin olmadan, endişe etmeden.. Zira Mehmetçiğimiz kol kanat germiş tüm yol güzergahına..


Otele geldiğimizde, bizim hemen ardımızdan PKK’lı teröristlerin şehre 8 km kala yola indiğini eylem yapma planlarının Mehmetçik tarafından durdurulduğunu, çatışma çıktığını öğrendik.


Kıl payı belki kurtulmuştuk ama hemen üstümüzden geçen askeri helikopterlere el salladığımız heyecanlı anı hiç unutmayacağımı belirtmek isterim..


Giderken yol üzerinde kırmızı, kıpkırmızı gelincikler gördük.

Altları yemyeşil ve dümdüz.

Önümüze tuval konulmuş misali. Alttaki yeşili çıkardım hiç incitmeden kırmızı gelincikleri, bembeyaz bir zemine yerleştirdim.

Kırmızı ve Beyaza bayrağımızda aşık olmuştum renklerine. Tam sebat oldu dedim, umutlarımı da yerleştirdim gelinciklerin tam ortasına.

Kötüydü; misafir takım olarak gittiğin bir çoğumuzun ilk defa gördüğü bir şehirde mevcut durumda oranın ev sahibi durumundaki kulüp başkanı tarafından sıcak bir “Hoşgeldin” ile onurlandırılmamamız, yüzümüze bakılmaması ne kadar acıttı yüreğimi..


Sanki eksik bir şey kalmıştı.


Spor centilmenlikti oysa.. Birileri kazanacak birileri kaybedecekti, dostluk kazansın dilekleriyle oradaydık oysa. Kulüp başkanımız ve yönetim protokolden çok ayrı arka sıralarda yerini almıştı..


Gözlerimi onlardan kaçırmaya çalışsam da bu durum çok zoruma gitmişti.. Kazanmalıyız dedim, bu maçı muhakkak almalıyız ki buradan göğsümüzü gere gere gururla çıkalım.. Güzel Akçaabat’ımızın değerli büyükleri de orda olmalıydı diye düşündüm. Ligde kalma mücadelesi oynanacaktı.





Maç bitti.. Stadyumun her tarafında Kolbastı Sesleri. Tüm Türkiye duyuyor zannettim. İlk defa kıskandım.. Kolbastımızla ligde kalmanın onuruna oynuyorlardı.


Oysa Kolbastı bizimdi… Bizim her başarımızda banko müziğimizdi. Bizim kazanacağımız ve ligde kalacağımızdan emindiler ve jest olsun diye hazırladılar ama onlar kazanınca çalmak zorunda kaldılar diye düşündüm. Ama hiç istemedim.. Zaten güzel de oynamadılar. 


Adıyaman taraftarı ile konuştuk sokaklarda Sebatspor'u desteklediklerini söylediler. Basın mensuplarının bizi centilmence ağırladığını söylemeden geçemeyeceğim..

Öyle anlamlı bir günde oynanıyordu ki karşılaşma.. Anneler günüydü. Taraftarın tezahüratına saygı duyarım. İyi tezahüratın futbolcuları da çok iyi motive ettiğini bilirim. Ama kötü tezahürat hiçbir yere yakışmıyor.. Sahaya ineriz. Ana…s.. hiç yakışmadı. Anneler günüydü eminim bunu söyleyenlerin annelerinin de yüreği sızlamıştır..


Başkan üzgündü… Başkan yorgun… Elinden en değerli varlığı alınmış garip kuşlar gibiydi. Adına gurbet denilen yerde stadın bir köşesine oturmuş çaresizliğine yanıyordu. Çok mücadele verdi, olağanüstü gayret gösterdi.


Birileri geldi emeğini çaldı biliyorum,


Bir gün önce Kalp sorunu yaşamış anjiyo olmuştu ancak sanırım bu yenilgi kadar acıtmamıştı canını. Ev sahibi tarafından hiç te samimi karşılanmayan başkanın yüreği el verir miydi böylesine bir kayba.. Emeğini çaldı. Ağladı dakikalarca.. Eminim hiç bir şeyi de duymadı.


Yenilgiye rağmen, Akçaabat’ımızın sabrına her zaman hayran olduğum usta Gazetecisi İsmail Topal’a, Gazeteci Arkadaşlarım, Osman Başocak, Derviş Altuntaş, Cemil Bıyıklı, Çiçeği burnunda Berkant Parlak, Hanefi Abi ve fanatikliğime her yerde ortak olan ve destekleyen Sevgili Eşim Ayhan.. Sizinle yolculuk ve umutlarımızı paylaşmak çok güzeldi.. Maç sonrası gözyaşlarımızı gizleyerek ısrarla birbirimize gülmek ve gözlerimizi kaçırmak ve hep ağlamak ta.. Zira insan kiminle güldüğünü unutuyor ama kiminle ağladığını unutmuyor bilirim..


Sebatım yolun açık olsun… Yenilsen de yanındayız.. Cumhuriyetle yaşıt bir takımın taraftarı olmak bana hep gurur verdi. İnandığımız yolda Zeki Öztürk gibi Akçaabat aşığı, Sebatspor sevdalısı başkanımızla yeni bir sayfa açacağız. Kıpkırmızı gelinciklerin altına onurlu ve umutlu beyazımızı yine sereceğiz.. Umutluyum ben..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder